
İspanya’da Başbakan Pedro Sánchez hükümeti son dönemde art arda gelen yargı soruşturmalarıyla sarsılıyor. Resmi olarak soruşturmaların merkezinde doğrudan Sánchez bulunmasa da, eşi, kardeşi, yakın siyasi müttefikleri ve iktidardaki PSOE’nin üst düzey isimleri hakkındaki dosyalar, tartışmanın fiilen hükümetin meşruiyeti etrafında düğümlenmesine yol açtı. Sağ muhalefet erken seçim çağrılarını yükseltirken, Sánchez ve sosyalist çevreler ise yaşananları “hukuki-siyasi kuşatma” ve “yargı-medya operasyonu” olarak tanımlıyor.
Son olarak İspanyol polisi, iktidardaki İspanyol Sosyalist İşçi Partisi’nin (PSOE) Madrid’deki genel merkezine girerek bazı belge ve dijital materyallere el koydu. Soruşturma, eski parti yöneticileri ve hükümete yakın isimlerin yargı süreçlerini etkilemeye çalıştığı iddialarıyla bağlantılı yürütülüyor. Dosyada rüşvet, görevi kötüye kullanma, nüfuz ticareti, suç örgütü kurma ve sahte tanıklık gibi suçlamalar yer alıyor.
Suçlamalar neler?
Sánchez’in eşi Begoña Gómez hakkındaki dosya, hükümet üzerindeki baskının en önemli başlıklarından biri haline geldi. Gómez; kamu kaynaklarını kötüye kullanma, nüfuz ticareti, özel şirketlerle bağlantılı yolsuzluk ve zimmete para geçirme suçlamalarıyla soruşturuluyor. İddiaların merkezinde, Madrid Complutense Üniversitesi’nde yönettiği yüksek lisans programı ve burada kamu bağlantılarıyla özel şirketlere avantaj sağlandığı suçlamaları bulunuyor. Sánchez ve Gómez ise tüm suçlamaları reddediyor.
Başbakanın kardeşi David Sánchez hakkında ise “kişiye özel kadro” oluşturulduğu ve siyasi bağlantılar kullanılarak kamu görevi sağlandığı iddia ediliyor. Özellikle Extremadura bölgesindeki kültür görevi nedeniyle “nüfuz kullanımı” ve usulsüz atama suçlamalarıyla yargılanması bekleniyor.
Bir başka önemli dosya ise eski Ulaştırma Bakanı José Luis Ábalos ve PSOE’nin eski örgütlenme sekreteri Santos Cerdán etrafında şekilleniyor. Covid dönemi kamu ihalelerinde komisyon, yasa dışı finansman ve rüşvet ağı oluşturulduğu iddia edilirken, soruşturmaların parti yönetiminin üst katmanlarına kadar uzandığı belirtiliyor.
Soruşturmaların bir diğer ayağı ise eski başbakan José Luis Rodríguez Zapatero’ya uzanıyor. Zapatero hakkında, Covid döneminde havayolu şirketi Plus Ultra’ya sağlanan kamu desteğinde nüfuz ticareti yapıldığı ve Venezuela bağlantılı iş çevreleriyle ilişkiler kurulduğu iddia ediliyor.
“Lawfare” (Hukuk Savaşı) tartışması
İspanya’daki tartışmanın merkezinde ise elbette yalnızca yolsuzluk iddiaları bulunmuyor, bu dosyaların siyasi niteliği de bulunuyor. Sánchez hükümeti ve PSOE çevreleri, soruşturmaların özellikle sağ medya, muhafazakâr yargı çevreleri ve aşırı sağ bağlantılı gruplar tarafından büyütüldüğünü savunuyor. Begoña Gómez hakkındaki ilk başvurunun aşırı sağ bağlantılı bir yapı tarafından yapılmış olması da bu tartışmaları güçlendirdi.
Sánchez, daha önce yaptığı açıklamalarda ailesine yönelik soruşturmaların “itibar suikastı” amacı taşıdığını söylemiş ve sağ muhalefeti devlet kurumlarını siyasallaştırmakla suçlamıştı. Savcılığın bazı dosyaların kapatılmasını istemesi de hükümet çevreleri tarafından “siyasi dava” tezinin kanıtı olarak gösteriliyor.
Ancak sağ muhalefet ve muhafazakâr medya ise ortada yalnızca “algı operasyonu” değil, somut suçlama dosyaları bulunduğunu savunuyor. Özellikle kamu ihaleleri, parti finansmanı ve aile bağlantıları üzerinden yürüyen soruşturmaların hükümeti ciddi biçimde yıprattığı belirtiliyor.
ABD ve dış politika boyutu
Sánchez hükümeti üzerindeki baskının yalnızca iç siyasete indirgenemeyeceğini savunan yorumlar da giderek yaygınlaşıyor. Özellikle Sánchez’in son dönemde Filistin konusunda İsrail’e karşı Avrupa’daki en sert tutumu alan liderlerden biri olması, Venezuela konusunda Washington çizgisinden ayrışması ve NATO politikalarına mesafeli çıkışlar yapması dikkat çekiyor.
İspanyol solunda ve bazı uluslararası yorumlarda, hükümete yönelik baskının bu dış politika hattından bağımsız olmadığı değerlendirmeleri yapılıyor. Bu görüşe göre, Sánchez hükümeti özellikle Gazze konusunda ABD-İsrail eksenine karşı daha bağımsız bir çizgi geliştirdikçe hem Avrupa içindeki sağ blokların hem de Atlantikçi güç merkezlerinin hedefi haline geliyor.
Yaşanan süreç, Latin Amerika’da Lula, Cristina Kirchner ve Rafael Correa dönemlerinde tartışılan “lawfare” yani yargı üzerinden siyasal tasfiye yöntemleriyle benzerlikler taşıdığı gerekçesiyle yoğun biçimde tartışılıyor.
Sánchez’den direniş kararı
Süreç kapsamında Sánchez’in, PSOE’ye yönelik yürütülen soruşturmalar ve parti merkezinde gerçekleştirilen uzun süreli aramanın ardından kabine üyeleri ile parti yönetimine “adli-siyasi baskılara karşı direniş” yönünde talimat verdiği de bildirildi. Bu adım, hükümetin söz konusu yargı sürecini yalnızca hukuki bir mesele değil, aynı zamanda siyasal bir güç mücadelesi olarak gördüğü yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.



