EmekGüncelMakaleler

EMEK | “Çayda Fiyatı, Şirketler Belirliyor…”

"Sorun, kapitalist sermaye birikim rejiminin üretim ilişkisinin yarattığı bölüşümdür. Kapitalist üretim rejiminin dışına çıkılmadan çiftçinin, köylünün, tarımsal alanda çalışan işçilerin hakkı olan emeğinin karşılığını alması mümkün değildir"

Çay tarımı ve çay alım fiyatı, Karadeniz Bölgesi’nde 791 bin dekarlık alanda, 200 bin civarı üretici haneyi -yaklaşık bir milyon insanı- doğrudan etkileyen bir faaliyettir.

Üretici aileler dışında, çay tarımı ve çay alım fiyatı bölgeye her yıl düzenli bir şekilde gelen binlerce mevsimlik tarım işçisini, nakliyecileri, bölge esnafını, çay fabrikalarında çalışan binlerce işçiyi de etkiler.

Özetle, çay tarımı ve sonuçları Doğu Karadeniz Bölgesi’nde milyonlarca insanı doğrudan etkilemektedir.

Her yıl hasat zamanı geldiğinde yüz binlerce aile borcunu ödemeyi, çocuğunun okul masraflarını, düğün-dernek işlerini ve daha birçok giderini karşılamayı çay alım fiyatı üzerinden hesaplar.

AKP öncesi çay üreticileri, bir yıllık giderlerinin önemli sayılabilecek bir kısmını sattıkları çaydan karşılar ve çay parasıyla ev, araba alabilir, çocuklarının eğitim masrafını karşılayabilirlerdi. Şimdi ise üreticiler çay parasıyla — değil ev, araba almak — bir yıl içinde biriken borçları bile ödeyemez hale gelmiş, çay bahçeleri temel geçimi sağlamaktan uzaklaşmıştır. Çay tarımında küçük aile üreticileri para kazanamazken, uluslararası ve komprador kapitalist tarım-gıda şirketleri ise servetlerine servet katmıştır.

Bölgenin sosyo ekonomik çehresi çayla değişti

Çay ve fındık, Karadeniz Bölgesi’nin en önemli iki tarımsal ürünüdür. (Aynı zamanda dünyanın en kaliteli çay ve fındığı bu bölgede yetişiyor.) Çay ve fındık bölge insanının bir nevi zorunlu temel ürünüdür.

Bölgenin, özelde de Doğu Karadeniz Bölgesi’nin (Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin illerinin) coğrafi yapısı ve iklim özelliği, çay ve fındık tarımı dışındaki bitki üretimine pek müsait değildir. Dik ve engebeli arazi yapısı ve toprak özelliği, yağışlı iklimi köylüleri bu iki ürüne mecbur bırakmıştır. 200 bin civarı ailenin 791 bin dekarlık alanda yaptığı üretim, ortalama 4 dekarlık bahçelerde yapılan küçük aile üreticiliğidir.

Türkiye, çay ekim alanı büyüklüğü ve üretimi açısından dünyada ilk sıralarda yer alıyor. Tüketim açısından da aynı şey söz konusudur. Türkiye, çay pazarının büyüklüğü ile uluslararası ve komprador tarım-gıda şirketlerinin iştahını kabartan bir alandır.

Bu topraklarda çay tarımının yüz yıllık gibi (tarımsal üretim tarihi açısından) kısa bir geçmişi olsa da, bu süre zarfında büyük bir ekonomik güç yaratmış, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin sosyo-ekonomik çehresini değiştirmiştir. Dünyada üzerine kar yağan çay bahçelerinin sadece Türkiye’de olduğu söylenir.

Bu da çayın bitki zararlılarından daha az etkilenmesine imkan verir, kaliteyi artırır. Diğer ülkelerde yılda 7-8 sürgünden çay alınabilirken Karadeniz’de 2-3 sürgünden çay alınıyor. Sürgün aralığının 45-60 gün olması çayı, koku ve tat bakımından daha kaliteli hale getiriyor. Diğer yandan sürgün aralığının uzun olması kaliteyi artırırken dezavantaj olarak da maliyet yükünü artırıyor.

Çay üretim maliyeti dünya örneklerinden daha pahalı olduğundan birçok tarımsal üründe olduğu gibi doğrudan kamu tarafından sübvanse edilmediği takdirde üreticinin zarar etmesi kaçınılmaz olabilir. Hele ki bugünkü gibi yaş çay alım fiyatını özel şirketler belirliyorsa, küçük aile üreticilerinin zarar etmesi kaçınılmaz olur.

Çayda zarar, kilo başına 11 lira!

Hopa Kemalpaşa Ziraat Odası’nın 2026 yılı yaş çay maliyet hesabına göre gübre, işçilik, bakım, hasat, taşıma ve üretici emeği dahil 1 kilo yaş çayın maliyeti 41.66 lira(*) olarak hesaplandı.

Bu maliyet hesabına göre yaş çay taban fiyatının en az 46 lira olması gerekirken, Tarım ve Orman Bakanlığı 12 Mayıs’ta 2026 yılı yaş çay alım fiyatını kilogram başına 31 lira olarak açıkladı. Yani, Tarım Bakanlığı’nın açıkladığı fiyatla çay üreticisi her bir kilo yaş çayda sadece maliyet bazında 10.66 lira zarar edecek (kâr haddi ile birlikte zarar kilogram başına 11 lira)!

Tarım Bakanlığı’nın 12 Mayıs’ta açıkladığı fiyat -aslında- uluslararası ve komprador kapitalist şirketlerin direktifiyle belirlenmiştir. AKP iktidarı, fındıkta olduğu gibi çayda da taban fiyat açıklarken yerli ve yabancı şirketlerin çıkarını referans almış, onların önüne koyduğu rakamları açıklamıştır. Rize Ticaret Borsası Başkanı ve Çaykur’un patronu Mehmet Erdoğan’ın “yaş çay taban fiyatının 31 lira olması gerekiyor” söyleminden günler sonra çay fiyatının 31 lira olarak açıklanması tesadüf değildir.

Bu, siyasi iktidarın bilinçli politik tercihidir. Tarım Bakanlığı köylünün, çiftçilerin ve emekçilerin menfaatini değil, yerli ve yabancı şirketlerin menfaatini önceliyor.

Buraya kısa bir parantez açmak gerekiyor. Çay alım fiyatının maliyetinin altında açıklanması bahçe sahiplerini olumsuz etkilediği kadar bahçelerde çalışan binlerce mevsimlik tarım işçisini de olumsuz etkiliyor. Mevsimlik tarım işçilerinin ücretleri çay alım fiyatıyla doğrudan bağlantılıdır.

2000’ler sonrası tarımsal kamu iktisadi teşebbüslerinin AKP eliyle özelleştirilip tasfiye edilmesine paralel olarak endüstriyelleşen tarımsal üretim alanı bir bütün olarak emperyalist ve komprador tarım-gıda şirketlerinin kontrolüne bırakılmıştır.

Tarımsal kamu iktisadi teşebbüslerin faal olarak işlediği yıllarda, görece de olsa çiftçiyi, köylüyü piyasa koşullarından koruyan alım ve fiyatlandırma politikaları Çaykur’un tasfiyesinin ardından ortadan kalkmış ve Tarım Bakanlığı yerli ve yabancı şirketlerden bağımsız alım yapamaz, fiyat açıklayamaz, tarıma ilişkin politika üretemez olmuştur.

Bugün, neredeyse A’dan Z’ye Türkiye tarımsal üretim alanına yönelik tüm politik güzergâh; emperyalist, kapitalist şirketler tarafından belirlenir olmuştur.

Kapitalist endüstriyel tarımsal üretim faaliyetinin hâkim üretim biçimi olmasıyla birlikte, çiftçilerin, köylülerin zararı sadece alım fiyatının maliyetin altında açıklanmasıyla sınırlı değil. Taban fiyat açıklandıktan sonra çiftçiler serbest piyasa vahşiliğinde eli ayağı bağlanıp şirketlerin, tüccarların önüne aç kurtların önüne atılan koyunlar gibi atılıyor…

Kota-kontenjan, üreticiyi özel sektöre teslim etmiştir

Çaykur alımlarda, kota ve kontenjan uyguladığından her yıl istisnasız aynı oyun sahneye konuluyor. Çay toplandıktan hemen sonra fabrikaya teslim edilip işlenmesi gereken bir bitkidir.

Toplandıktan sonra bekler, işlem görmezse çöp haline gelir, para etmez. Zamanında toplanmaz, kesimi beklerse de zarar görür. Bu nedenle binlerce üretici, aynı tarihlerde bahçeye girip kesim yapmaya başlar. Çay bitkisinin bu özgün durumundan dolayı çiftçiler en kısa sürede ürünlerini (kurumadan) Çaykur fabrikalarına teslim etmek zorundadır. Aksi takdirde bir yıllık emekleri boşa gider.

Çay bitkisinin bu özgün durumundan dolayı Çaykur, kota-kontenjan uyguladığında çiftçi ürünü zarar görmesin diye özel fabrikalara gitmek zorunda kalıyor. Çaykur gibi özel fabrikalar, çiftçilerin alternatifi olmadığından, kendi kapılarına geldiğini bildiğinden, fiyatı istediği gibi aşağı çekebiliyor… Çaykur kota-kontenjan türü uygulamalarla üreticileri acımasız özel sektöre teslim etmiş, onların “insafına” bırakmış oluyor.

1971’de “Çay Koruma Kanunu” ile çay tarımını geliştirmek amacıyla kurulan Çaykur’un amaçlarından biri de “üreticilerin kooperatifleşmesini” sağlamaktır. Ancak bugün Çaykur, özel çay şirketlerinin gelişmesine, birliğine katkı veriyor.

Bugün çay üreticilerinin yaşadığı sorunlar, diğer bölgelerdeki üreticilerin yaşadığı genel sorunlardan bağımsız değildir. Bir bütünün parçası, sistem sorunudur çayda yaşananlar.

Sorun, kapitalist sermaye birikim rejiminin üretim ilişkisinin yarattığı bölüşümdür. Kapitalist üretim rejiminin dışına çıkılmadan çiftçinin, köylünün, tarımsal alanda çalışan işçilerin hakkı olan emeğinin karşılığını alması mümkün değildir. Sermaye birikim rejiminin dışında bağımsız, kolektif bölüşümü esas alan, çiftçilerin, işçilerin ve tüm emekçilerin el birliğiyle inşa edeceği demokratik kooperatifler sermayenin tıkadığı kanalları açıp yeni yollar yapabilir…

* (Çay Üreticileri Yoksulluğa İtiliyor, Havva Gümüşkaya, 25.04.2026, Birgün)

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu