GüncelMakaleler

YORUM | Ermenistan Seçimleri: “Zafer mi”  Felaket mi?

"Ermenistan’ın bugün içerisinde bulunduğu siyasi krizin tanımı şudur: Halkın gelecek ile güvenlik sorunu dışarıdan gelecek tehlikede değil, ülkenin içerisinde yönetimi gasp etmiş bir avuç kliğin elindedir."

Ermenistan, 7 Haziran’da yapılan parlamento seçimleri ile çok önemli kritik bir eşikten geçiyor. Önce 2018 seçimleri ile iktidara gelen Nikol Paşinyan’ın (Sivil Sözleşme Partisi), ardından 2021 ve bugün de 2026 yılında yoğun tartışmalar ile seçimleri “kazanarak” parlamentoda çoğunluğu ele geçirdiği açıklandı. Böylelikle Paşinyan’ın beş yıl daha Ermenistan’da söz sahibi olacağı, ülkenin kaderini belirleyeceği açıklandı.

Ermenistan diye bir devletin güvenliği ile geleceğini onaylamak, Ermeni tarihi, kültürü ve varlığı ile sorunu olan, 1915 soykırım gerçekliğini reddeden “Gerçek Ermenistan” mı yoksa 3000 yıllık “Tarihi Ermenistan” mı arasında tercih yapmak, “Artsakh Sorunu” ve “Geri Dönüş Hakkı” konusunda, Ermenistan’ın ABD-AB ile Rusya arasında tarafının belirlenmesinde ve Bakü’de rehin tutulan “Artsakh Siyasi İradesi”nin akıbeti ile “kayıp Ermeni” vatandaşlarının akıbeti gibi birçok sorunun ve cevabın onaylanması için halk sandığa giderek oylarını kullandı.

Katılımın % 59 olduğunun açıklandığı seçim sonuçları tartışmalara neden oldu. Türkiye’de aşina olduğumuz hileli seçimlerin bir benzerine Ermenistan’da da tanık olduk. Birçok seçim bölgesi ile seçim sandıklarında her gün ortaya çıkan deliller, muhalefet tarafından açıklanarak seçimin güvenirliğini tartışır hale getirdi. Bunun üzerine “seçim sonuçlarını kabul etmiyorum”, muhalefet partilerinin “meclise gitmemeleri”, “mazbataların alınmaması” ile “sokak gösterileri” gibi görüşlerin tartışıldığı bir döneme girildi.

İktidarı ele geçiren bir klik, iktidardan ayrılmamak için elinden gelen her türlü yol ve yöntemleri kullanarak, iktidarda kalma savaşı verdi. Seçimler, eşit koşullarda yapılmadı. Devletin bütün imkan ve olanaklarını yeniden seçilmek için kullanan Paşinyan; tutuklama, gözaltı, tehdit, şantaj altında “zafer”ini ilan etti. Muhalif parti temsilcilerinin mal varlıkları ile zenginliklerine el konulacağı tehdidi seçim sonuçlarından sonra da devam etmektedir. Askerlerin seçim saati bittikten sonra gelip oy kullanmaya zorlanması, mitinglere öğrenciler, öğretmenler, memurların katılma zorunluluğu getirilmesi, aksi takdirde işinden olacağı gibi bilindik yöntemlere başvurularak seçimin kazanıldığı ilan edildi.

Muhalefetin en güçlü adayı Samuel Garabetyan ev hapsinde, seçim çalışmalarını yönetti. Seçimlerden iki ay önce emeklilerin aylıkları yükseltildi. Seçim boyunca R.T.Erdoğan’ın taktiklerinen biri olan, “bütün kötülüklerin sorumlusu olarak CHP”nin gösterilmesine benzer bir taktik izlendi. Paşinyan tıpkı Erdoğan gibi iktidarda kendisi değilmiş gibi suçu eski yöneticilere atarak manipülasyona başvurdu.

Paşinyan, eski cumhurbaşkanları Koçaryan ve Sarkisyan’ın bütün olumsuz yanlarını kullanarak 2018’de sokak gösterileri ile halkın % 82 oyu ile iktidara geldi. Rusya’dan adım adım uzaklaşarak, yönünü ABD-AB’ye döndü. ABD ile AB devletlerinin, Güney Kafkaslar’da politikalarına hizmet eden Baltık ülkeleri, Ukrayna ile Gürcistan’dan sonra ileri karakol durumuna geldi. Artsakh “savaşı”nda 5.000 şehit verilerek, bir kuşak yok oldu. Bugün halen Azerbaycan işgali altında bulunan Ermenistan topraklarının üçte biri teslim edildi.

Bütün bu olumsuz koşullarda muhalefet partileri olan “Güçlü Ermenistan”, “Ermenistan İttifakı”, “Müreffeh Ermenistan” vb. partileri, Ermenistan’ın güvenliği ile geleceğini değil, sadece kendi parti/klik çıkarlarını düşündükleri ve bir birlik oluşturamadıkları için oy oranları toplamda % 30’lara kadar düşmüş ve Paşinyan’a iktidarı altın tepside sunmuşlardır.

Açıklanan seçim sonuçlarına göre iki buçuk milyon seçmenden bir buçuk milyon kişinin oy kullandığı seçimlerde, 105 sandalyenin bulunduğu mecliste Sivil Sözleşme Partisi, Paşinyan, % 49.74 ile 64 milletvekili, ile mecliste çoğunluğu ele geçirdiği açıklanmıştır. Ama Paşinyan; Aliyev tarafından, Ermenistan’ın iç işlerine müdahale edilerek değiştirilmesini zorla istediği 2/3 Anayasa değişikliği sayısına ulaşamamıştır.

Güçlü Ermenistan Partisi, Samuel Garabetyan, % 23.27 ile 29 milletvekili, Ermenistan İttifakı, (Yeniden Doğuş Partisi+Taşnaksutyun Partisi) Robert Koçaryan, % 9.9 ile 12 milletvekili; Müreffeh Partisi, Gagik Tsarukyan’ın, oyları çalınınca % 3.89 ile % 4’lük barajın altında bırakılarak, Yüksek Seçim Komisyonu tarafından Meclis’e girmesi engellenmiştir.

ABD-AB; savaş, göç ve yıkım demektir!

Ekonomik, askeri ve siyasi olarak zayıf, nüfusu 3 milyon olan Ermenistan’da yapılan seçimlerin dünyada bu kadar geniş yankı uyandırmasının sebebi dün olduğu gibi bugün de Güney Kafkaslar’ın stratejik konumundur. ABD-AB ile Rusya-Çin emperyalist güçleri arasında yaşanan pazarlara kimin hakim olacağı kavgasının bir ayağı Orta Doğu’dan sonra Güney Kafkaslar’dır. Rusya’nın arka bahçesi Güney Kafkaslar’da enerji kaynakları ile geçiş güzergahlarının kontrolünün kimin elinde olacağı kavgası Rusya’nın kuşatılarak, Rusya’ya bağımlı ülkelerde iktidarların değiştirilmesi ile başlamıştır. 2004 yılında Baltık ülkelerinin (Letonya, Litvanya, Estonya) NATO’ya üye olmaları ile başlayan askeri gerilimden sonra, NATO Rusya’ya komşu oldu.

Rusya’nın kuşatılması planı bu sefer Gürcistan’da Mihail Saakaşvili üzerinden denendi. 2008 yılında yaşanan Rus-Gürcü savaşında Osetya-Dağıstan Gürcistan’dan koparılarak Rus işgali ile sonuçlandı. İkinci plan bu sefer, Ukrayna’nın AB üyeliği için, 2013 yılında “Meydan Olayları” ile başlayan Rus yanlısı Viktor Yanukoviç’in ülkeden Rusya’ya kaçması, 2019 yılında Neo-Nazi Volodimir Zelensky’nin Ukrayna’da iktidara getirilmesi ile başladı. Dört yıldır süren Ukrayna-Rus savaşında ülke tanınamaz hale gelirken, ülkenin en stratejik toprakları kaybedildi.

Benzer şekilde Ermenistan’da da “AB’ye üye olmak” ve yolsuzluk, rüşvet çarkına karşı başlayan gösterilerden sonra kullanışlı bir eleman olan Paşinyan, 2018’de göreve getirildi. Görüldüğü üzere ABD-AB’nin bölgesel çıkarları ve güvenliği uğruna çıkarılan haksız savaşlarda binlerce insan hayatını kaybetti. Avrupa veya başka ülkelerde göçebe yaşamak zorunda kaldılar. Bu sefer sırada Gürcistan, Ukrayna, Ermenistan’dan sonra Moldova bulunmaktadır.

Seçimler ile sonrasında yapılan açıklamalarda Paşinyan’ın destekçileri arasında Saakaşvili, Zelensky, Aliyev, Erdoğan, Trump, Ursula Van Der Leyen gibi sabıkalıların bulunması dikkat çekicidir. Açıklanan seçim sonuçlarına Azerbaycan ile Türkiye tarafından övgüler dizilirken, bu ülkeler “güvenliğinin sağlanması” için özel birliklerin göndermeye ve her an “maddi ve manevi destek” sunmaya hazır olduklarını belirttiler. Aliyev şöyle demektedir: “Paşinyan iktidarda kalmalı, çünkü Azerbaycan’ın ona ihtiyacı var. O, Ermeni kamuoyunun düşüncelerini Azerbaycan lehine dönüştürebiliyor”, “Paşinyan seçilirse geleceğimiz Batı Azerbaycan olacak” demektedir.

Ukrayna’da yüzbinlerce insanın ölümünden sorumlu, yüzbinlerce Ukraynalının savaştan kaçarak, Avrupa ülkelerinde yaşamak zorunda kaldığı, ülkenin tanınmaz hale geldiği, savaş suçlusu olarak anılacak olan neo-Nazi Zelensky ise “…Avrupa Birliği’ne , Ermenistan’ı Rusya’dan kurtarmaya çağırdı”, “Ermenistan’a derhal destek sağlamamız gerekiyor”, “Moldova, Baltık Ülkeleri, Azerbaycan, Gürcistan’ı desteklemenin bir yolunu bulmalıyız”, “Bu Avrupa’nın sorunudur” demektedir.

Şu anda Gürcistan’da hapishanede bulunan eski Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili, Paşinyan’a desteğini şöyle ifade etmektedir: “…Rus etkisinden kurtuluyorsunuz, Ermenistan, Avrupa-ABD ile yakınlaşıyor… Bugün bizim de Gürcistan’da görmek istediğimiz bir başarıya ulaşıyorsunuz“, “Ermenistan bir özgürlük adasına dönüştü” demektedir. Avrupa Birliği gözlemcilerinin gözleri önünde yaşanan hilelere rağmen “kazanıldığı” açıklanan seçimlere ses çıkarmayan Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı U.V.Der Leyen “2018’de önderlik ettiğiniz Kadife Devrimi ruhu halen yaşıyor…” diyerek Paşinyan iktidarına bir kez daha desteğini sunmuştur.

TC Dışişleri Bakanlığı ise Paşinyan’ın kazandığı açıklanan seçimlerden oldukça memnun olduğunu göstermektedir. Dışişleri tarafından; “Seçim sonrası dönemde Ermenistan’ın bölgede barış ve normalleşme yanında daha cesur adımlar atmasını temenni ediyoruz” açıklaması yapılmıştır. Açıklama da ifade edilen “normalleşme” ile “cesur adımlar”dan kasıt, Paşinyan’ın Azerbaycan ile Türkiye’yi memnun etmek için daha tavizler vermeye devam etmesidir.

Halk, ABD–AB ülkelerinin cazibesine kandı!

Dün ABD emperyalizminin en sadık, güvenilir elemanlarından olan devrik İran Şahı, Şah Rıza Pehlevi, Mısır diktatörü Hüsnü Mübarekler’in yerini, bugün ABD’ye hizmet eden yeminli uşaklar olan Zelensky, Erdoğan, Aliyev Ermenistan’dan ise Paşinyan son olarak eklenmiştir. Bu kişilerin etnisiteleri ve dinleri farklı olmaları hiçbir şey değiştirmezken, emperyalizm ve burjuva sınıfına hizmet etmekte dost ve müttefik olmuşlardır. Paşinyan’ın seçimleri manipülasyon ve hile ile kazanmasının arkasındaki en büyük güç elbette ki ABD ile AB emperyalistleridir. Bu destekte en önemli hamle, D.Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff’un Erivan ile Bakü arasında mekik dokumasından sonra 8 Ağustos 2025’te ABD’de imzalanan “TRIPP Anlaşması” (Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Rotası)  ile stratejik ortaklık anlaşmasında ilk adımlar atılması olmuştur.

Yine 9-10 Şubat tarihlerinde Ermenistan Cumhuriyeti’ni ziyaret eden Trump’ın özel temsilcisi J.D.Vance nükleer enerji, askeri ve ekonomik anlaşmalar konusunda görüşmeler yapmıştır. Nihayetinde ise seçimlerden 12 gün önce ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Erivan’a tarihi ve kritik bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Yangından mal kaçırırcasına Paşinyan’ın seçimleri kaybetme olasılığı hesaplanarak aceleden “TRIPP Anlaşması”, “Stratejik İşbirliği Anlaşması”, “Kritik Mineraller Mutabakat Zaptı” imzaları atıldıktan sonra Trump, Paşinyan’a seçimlerde siyasi destek vereceğini ilan etmiştir.

Bir başka etmen ise AB Siyasi Topluluğu liderlerinin 4-5 Mayıs’ta Erivan’da toplanmış olmalarıdır. Ermeni halkına hiçbir faydası olmayan bu zirve; Bakü’de rehin tutulan siyasiler ile kayıpların akıbeti, yıkılan Artsakh’ın tarihi dokusunun durdurulması, Artsakhlıların geri dönüşleri gibi sorunları çözme bir yana engel olurken, sadece Paşinyan’ın seçimleri kazanması için verilen siyasi destek ile gövde gösterisinden öteye gitmemiştir. AB Temsilcileri, Ermenistan’a yardım için gelmediler, Ermenistan’ı Rusya ile savaşa sürüklemek için gittiler. AB emperyalistleri, Mihail Saakaşvili’den sonra Rus etkisine giren Gürcistan’da başaramadıklarını, Ermenistan’da yaşamamak için deyim yerindeyse fazladan mesai yapmışlardır. Bu açıdan seçim öncesinde AB temsilcilerinin Ermenistan zirvesi Paşinyan’a önemli bir siyasal destek olmuştur. Bu destekte Fransız emperyalizminin temsilcisi E.Macron ile Paşinyan’ın sıcak ve samimi görüntüleri önemli bir katkı sunmuştur.

Yol ayrımında olan Ermenistan devleti; açıklanan bu seçim sonuçlarıyla siyasi olarak ABD-AB emperyalistleri ile Rusya emperyalistleri, ekonomik olarak Avrasya Ekonomi Birliği mi, yoksa Avrupa Ekonomi Birliği, askeri olarak ise NATO ile Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) arasında tercihinin ABD-AB emperyalistleri, Avrupa Ekonomi Birliği ve NATO olarak açıklamış durumdadır. Ancak Ermenistan halkı için bunun gerçek bir “çözüm” olmayacağı aksine yeni sorunları gündeme getireceği açıktır.

Nitekim Ermenistan’ın Avrasya Ekonomi Birliği’ne katıldığından bu yana Ermenistan’ın GSYİH’ı 10 Milyar dolardan 26 milyar dolara çıkmıştır. Başta elektrik olmak üzere enerji ihtiyacı Rusya tarafından finanse edilen Medzamor Atom Santrali ile Rusya tarafından sübvanse edilen doğal gaz-petrol; Ermenistan’a 1000 m3, 177.5 dolara satılırken Avrupa ülkelerine 600 dolara satılmaktadır. 2025 verilerine göre ihracatın % 75.3 Rusya’ya % 7.9 ancak AB’ye gidiyor. Erivan’ın Avrasya Ekonomik Birliği’nden yönünü Avrupa Birliği’ne dönmesi durumunda, gaz-petrol ile tarım ürünleri fiyatlarının dört kat artıp Ermenistan ekonomisinin kaldıramayacağı ekonomik ve siyasi kriz ile karşı karşıya kalacağı gerçekliği ortadadır.

Son sözü Ermenistan halkı sokaklarda söyleyecek !

28 Mayıs’ta Ermenistan Cumhuriyeti’nin kuruluş yıldönümü kutlamaları askeri geçiş törenleri ile yapıldı. Fransa, Hindistan ve Çin’den ithal edilen modern silahlar, İHA’lar hükümetin orduyu yeniden inşa ettiği gösterisine dönüştü. 1980’lerden kalan silahların terk edilerek modernleştirildiği gösterisinde üç kere savaş kaybetmiş, toprakları resmen teslim edilmek üzere düzenlenmiş, sonucu belli olan savaşlardan sonra, milyonlarca dolarlık silahların düşmana teslim edilmesi ile sonuçlanmıştır. Gelinen aşamada tüm bu yenilgiler yok sayılarak, Ermenistan’ın kuruluş yıldönümü, “silahları tanıtma bahanesi”yle seçimleri kazanmak için sahte bir güç gösterisiyle militarist bir şova dönüştürülmüştür.

Paşinyan’a sormak gerekir; çok değil kısa bir süre öncesinde, dokuz ay Azerbaycan ve Türk kuşatması altında kalan Artsakh halkı, kendi kaderine terk edilirken, ekonomik ve siyasi destekten mahrum bırakılmış açlık ve yoksulluk altında, “tehcir”le sonuçlan ölüm kalım savaşında, Artsakh halkını yalnız bırakan, destek olmayan Paşinyan’ın silahları nerede idi?

Şimdi Paşinyan’a verilen ev ödevinde 300 bin Azerbaycanlının Ermenistan’a yerleştirilmesi vardır. Ermenistan’da bu tartışmaların gündem olmasının nedeni şudur. Haziran 2025’te Nahçıvan’ın Ordubad şehrinde “Batı Azerbaycan’a Dönüş” başlıklı bir Konferans düzenlendi. Benzer şekilde Aralık 2025’de Azerbaycan’da “Kültürel Miras ve Geri Dönüş Hakkı Konferansı” adı altında bir konferans gerçekleştirildi. Adı geçen bu konferansa 60 ülkeden 100’e yakın “konuk” katıldı. Bu konferansta sergilenen haritada Ermenistan’dan geriye kalan sadece Sevan Gölü’nün batı kıyısı, Erivan ile Eçmiadzin gösterildi. 1989 nüfus sayımına göre Ermenistan SSC’de 84 860 Azerbaycanlı yaşıyordu. Aynı nüfus sayımına göre Artsakh dahil Sovyet Azerbaycan SC’de yaşayan Ermeni sayısı 390 500’dir. Hiçbir dönem bu kadar Azerbaycanlının Ermenistan’da yaşadığı görülmemiştir.

Şimdi bu tür konferanslarla gündeme getirilen ve tartışmaya açılan; “Bugünkü Ermenistan bizim toprağımızdır” yalanı ile Ermenistan’ın işgal edilip, amaç Ermenistan’ın “Türk Yurdu“, “Türk Vilayeti“ haline getirilmesidir.

Ermenistan’ın bugün içerisinde bulunduğu siyasi krizin tanımı şudur: Halkın gelecek ile güvenlik sorunu dışarıdan gelecek tehlikede değil, ülkenin içerisinde yönetimi gasp etmiş bir avuç kliğin elindedir. “Azerbaycanlıların Geri Dönüşleri” için görevlendirilen Paşinyan; “Artsakh meselesi kapanmıştır” deyip Artsakh teslim ettikten sonra sıra Ermenistan’a teslim etmesine gelmiştir.

Nitekim Paşinyan, Haziran seçimleri propaganda konuşmalarında Ermenistan hakkında Türk-Azeri devlet başkanlarını aratmayacak açıklamalar yaparak, yeni yeni soykırımlara, Azerbaycan ile Türk devletlerinin işgallerini meşrulaştırmalarına vb. yeşil ışık yakmıştır.

Azerbaycan diktatörü İ.Aliyev ile Ermenistan lideri Paşinyan arasında hiçbir fark olmayan açıklamaları ortadadır. Aliyev’in; “…Bugünkü Ermenistan bizim toprağımızdır… Ermeni halkının bizim topraklarımıza ne zaman taşındığını hepimiz çok iyi biliyoruz… onlar Güney Kafkasya’da bu bölgede hiçbir zaman bir devlete sahip olmadılar…” (24.12.2022)

N.Paşinyan’ın “… Burada devletler vardı, ancak bunlar Ermeni devletleri değildir… Bu bir gerçektir ki, Ermenistan Cumhuriyeti’nin nüfusunun %90’ı ancak şimdi Ermeni’dir…Geçmişte nüfusun %90’ı hiçbir zaman Ermeni olmamıştır…” (19.5.2026)

Bu iki açıklama arasındaki benzerlik son derece dikkat edicidir. Ve açıklanan bu seçim sonuçlarıyla adım adım belli bir hedefe ilerlenmektedir. Nitekim Paşinyan tarafından atanmış olan Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı Vahakn Hovagimyan, 7 Haziran seçimlerinin kesin sonuçlarını 14 Haziran günü açıklarken taraf olduğunu göstermiştir. Bir avuç kliğin halkın oylarını çalıp, hile ile “zafer” ilan etmesi, aynı zamanda halkın umutları ile geleceğini de çalması anlamına gelmektedir. Dahası açıklanan bu seçim sonuçları Ermeni halkı içi gelecekte daha büyük tehlikelerin varlığına işaret etmektedir.

ABD-AB-Türkiye-Azerbaycan bloğu tarafından desteklenen Paşinyan’a karşı burjuva muhalefetin birleşik bir güç olmaktan başka alternatifi kalmamıştır. Muhalefete karşı acımasızca uygulanan baskılar neticesinde bugüne kadar 750’ye yakın kişi tutuklanmıştır. Geç de olsa, altı muhalif parti birleşerek, birlikte mücadele etme kararı almışlardır. Altı muhalif partinin YSK kararlarına karşı yaptıkları açıklamalarda, seçim sonuçlarını reddedilerek, seçimlerin yenilenmesini talep edilmiştir. Burjuva muhalefet Anayasa Mahkemesi’ne dava açarak hukuki mücadele vereceklerini açıklamışlardır. Burjuva muhalefet sadece “adalet” mücadelesi değil aynı zamanda kitlesel protestolar, mitingler ile sivil itaatsizlik eylemleri ile halkı sokaklara çağırmıştır. Muhalefet bundan sonra ülkede gelişebilecek bütün olumsuzlukların asıl sorumlusunun Paşinyan olacağını ilan etmiştir. Aynı zamanda Türkiye-Azerbaycan ile normalleşme odaklı politikaların “ulusal egemenliği tehdit” olarak belirtmişlerdir.

Unutulmamalıdır ki, Paşinyan iktidara sokakların gücü ile geldi. Aynı şekilde sokakların gücü ile tarihin çöplüğüne gönderilecektir. 14 Haziran’da YSK önünde gösterilerde bulunan halkın öfkesinin resmidir. Ancak unutulmamalıdır ki, Ermenistan halkının gerçek kurtuluşu burjuva muhalefette değildir. İktidarın bir burjuva klikten diğerine geçmesi hiçbir sorunu çözmeyecektir. Ermeni halkının gerçek kurtuluşu kendi bağımsız örgütlenmesini yaratmasıyla sağlanacaktır.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu