
Avrupa Demokratik Güç Birliği (ADGB), Suriye’de tutsak edilen gazeteciler Eva Maria Michelmann ve Ahmet Polad’a ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, iki gazetecinin 18 Ocak 2026’dan bu yana Halep’te HTŞ’ye bağlı bir hapishanede tutulduğu belirtilerek serbest bırakılmaları çağrısı yapıldı.
Açıklamada, Ahmet Polad’ın Özgür TV’de Rojava gündemli programlar yaptığı, Eva Maria Michelmann’ın ise ETHA’ya haberler hazırladığı belirtilerek, iki gazetecinin Kuzey ve Doğu Suriye’de IŞİD faaliyetlerini, savaş suçlarını ve bölgedeki gelişmeleri belgelemek amacıyla çalıştıkları sırada, Rakka’nın HTŞ güçlerinin denetimine geçmesi sürecinde kaçırıldığı hatırlatıldı.
ADGB açıklamasında, tanık anlatımlarına işaret edilerek, “İki gazetecinin sivil tahliye anlaşması kapsamında bulundukları yerden çıktıktan sonra HTŞ bağlantılı güçler tarafından zorla araçlara bindirilerek götürüldüğü” belirtildi.
Açıklamada, yaşananların sıradan bir gözaltı olmadığı vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:
“Bu olay sıradan bir ‘gözaltı’ değildir. Bu; hakikatin susturulmasına dönük organize bir siyasal saldırı ve en önemlisi Rojava devrimine sahip çıkan enternasyonal sosyalist komünistleri cezalandırma saldırısıdır.”
ADGB, aylar boyunca geçici Şam yönetiminin Eva Maria Michelmann ve Ahmet Polad’ın kendi denetimindeki hapishanelerde tutulduğunu inkâr ettiğini belirterek, aileler ve avukatların bilinçli bir bilgi karartmasıyla karşı karşıya bırakıldığını ifade etti. Açıklamada, bunun “zorla kaybetme politikalarının, keyfi tutuklamanın ve uluslararası hukukun açık ihlalinin somut göstergesi” olduğu kaydedildi.
Gazetecilerin hedef alınmasının nedenlerine de değinilen açıklamada şu değerlendirme yer aldı:
“Gazetecilerin susturulması tesadüf değildir. Çünkü savaş koşullarında gerçekleri kayıt altına alan her kamera, emperyalist müdahaleleri, cihatçı çete ilişkilerini, halklara yönelik saldırıları ve bölgesel gericiliği teşhir etmektedir. Eva ve Ahmet şahsında hedef alınan şey; bağımsız gazetecilik, halkların haber alma hakkı ve enternasyonalist dayanışmadır.”
Açıklamada, gazetecilerin uluslararası insancıl hukuk kapsamında sivil statüde korunduğu hatırlatılarak, Michelmann ve Polad’ın kaçırılması ve aylar boyunca alıkonulmasının Cenevre Sözleşmeleri ile gazetecilerin korunmasına ilişkin uluslararası sözleşmelerin ihlali olduğu belirtildi.
ADGB, özellikle Ahmet Polad’ın durumuna dikkat çekerek, Türkiye’ye teslim edilme veya sınır dışı edilme ihtimalinin ciddi kaygı yarattığını ifade etti. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Böyle bir durum, Ahmet Polad’ın faşist Türk devletinin eline teslim edilmesi; işkence, ağır tecrit koşulları ve uzun yıllara yayılan politik tutsaklık tehdidiyle karşı karşıya bırakılması anlamına gelecektir.”
Türkiye’de devrimci, muhalif ve Kürt gazetecilere yönelik baskılara işaret edilen açıklamada, Ahmet Polad’ın Türkiye’ye teslim edilmesinin yalnızca hukuki değil aynı zamanda politik bir saldırı anlamına geleceği vurgulandı ve uluslararası kamuoyuna harekete geçme çağrısı yapıldı.
ADGB açıklamasında şu talepleri sıraladı:
- Eva Maria Michelmann ve Ahmet Polad’ın derhal ve koşulsuz serbest bırakılması,
- Bağımsız hukuk heyetleri ile aile görüşlerinin derhal sağlanması,
- Almanya ve Avrupa Birliği’nin Suriye yönetimi üzerindeki diplomatik baskıyı artırması,
- Ahmet Polad’ın Türkiye’ye teslim edilmesine yönelik tüm girişimlerin durdurulması,
- Uluslararası basın örgütlerinin sürece aktif müdahil olması.
Açıklamanın sonunda Avrupa’daki demokratik kurumlar, sendikalar, basın örgütleri, kadın hareketleri, gençlik örgütleri, sanatçılar, aydınlar ve devrimci kamuoyu, “Eva ve Ahmet’e Özgürlük” mücadelesini büyütmeye çağrıldı.
ADGB açıklamasını, “Gerçeği susturamayacaklar. Eva ve Ahmet yalnız değildir. Yaşasın enternasyonal dayanışma” sözleriyle sonlandırdı.



