GüncelMakalelerPusula

PUSULA | Ezilenlerin Öfkesi, Örgütlendikçe Güce Dönüşür

"Devrimci bir alternatif yaratma fikri, genel manada devrimci ve komünist güçler tarafından sıkça dile getirilmektedir. 1 Mayıs’ı Taksim’de karşılama yönünde ortaya konulan devrimci iradeyi bu çerçevede okumak gerekir."

Son süreçte devrimci güçlerin üzerinde hemfikir oldukları ana konulardan biri mevcut siyasal iktidara karşı ezilenler cephesinde bir öfkenin biriktiği gerçeğidir. Öfkenin birikmesi ve yer yer pratik eyleme dönüşmesi, aynı zamanda korkularla bir hesaplaşma sürecine girildiğine de işaret eder. Böylesi dönemlerde “Cüret, cüret ve yine cüret” şiarıyla, işçi ve emekçiler cephesinde açığa çıkan bu öfkeyi örgütlemek, yaşamın her alanında devrimci pratiklere süreklilik kazandırmak, devrimci saflarda varolan geriliklerin aşılmasına ve devrimci güçlerin kitlelerle zayıflayan bağlarının yeniden güçlenmesine zemin yaratır.

Devrimci-ilerici güçlerin 1 Mayıs Taksim çıkışına bu pencereden de bakmak gerekir. Yani faşist terörün bu denli yoğunlaştığı bir süreçte, sistemin yasak kararını tanımayarak, haklı ve meşru zeminde geliştirilen her eylem, sınıf mücadelesi açısından değerli ve anlamlıdır. Tabii ki, sorunu sadece bir mekân çerçevesinde ele alarak tartışmak meseleyi darlaştırır; kazanılan mevzileri koruma veya yürünmesi gereken devrimci yola yaklaşımı silikleştirir. Eğer değerlendirmelerde bu mücadeleci çizginin, mevcut olumsuz atmosferi dağıtmada oynayacağı devrimci rol hesaba katılmazsa, yanılgılı sonuçlara varmak kaçınılmaz hale gelir. Bu gerçekliğe işaret etmek, aynı zamanda doğru devrimci bir hamleden hareketle abartılı değerlendirmelerden kaçınmayı da gerektirir.

Bu somut pratikten dolayı işaret etmemiz gereken diğer önemli bir nokta, anlayış düzeyinde aralarında var olan bir dizi farklılıklara rağmen, devrimci ve ilerici güçlerin Taksim 1 Mayıs’ı üzerinde bir ortaklık yakalamalarıdır; devrimci güçlerin artan faşist teröre karşı ortak noktalar üzerinde birleşik bir pratik örgütlemeleri, başlı başına bir olumluluktur. Elbette ki, bu birleşik inisiyatifin Taksim’e dönük yaptığı çağrıya kitlesel anlamda verilen yanıtın yetersiz olduğunun da altını çizmemiz gerekir. Bunun başlıca nedenlerinden biri, yukarıda işaret ettiğimiz gibi estirilen devlet terörüdür. Ama asıl neden, devrimci ve komünist güçlerin kitlelerle olan bağlarının zayıflığıdır. Var olan bu örgütsüzlük hali, sınıf bilincindeki zayıflık, ileri kitlelerin dahi yapılan devrimci çağrılar karşısında kayıtsız kalmasına yol açıyor.

Keza, siyasal iktidar karşıtlığı üzerinden biriken bu öfke, devrimci bir tarzda örgütlendikçe, geniş halk yığınlarını siyasal iktidar mücadelesine yöneltme başarısına ulaşır. Bu nesnel durum hesaba katılmadan, devrimci görevler de somutlanamaz. Özet olarak; egemen sınıfların işçi sınıfına dayattığı bu kölece yaşam ancak işçi sınıfını ve emekçi yığınları kucaklayan devrimci örgütlülüklerle aşılabilir.

Ne yazık ki, güncel bağlamda sınıf hareketinin ve emekçi yığınların objektif gerçekliği oldukça geri bir konumdadır. Bu durum ancak kararlı-istikrarlı devrimci bir müdahaleyle aşılabilir. Devrimci müdahale, değişim eğilimine sahip olan kitleleri daha da ileriye taşıyarak devrimcileştirir. Devrimcileşen, örgütlü bir güce dönüşen işçi ve emekçiler, emperyalist saldırganlığı, faşist terörü geriletmenin en büyük teminatı olur.

Devrimci bir alternatif yaratma fikri, genel manada devrimci ve komünist güçler tarafından sıkça dile getirilmektedir. 1 Mayıs’ı Taksim’de karşılama yönünde ortaya konulan devrimci iradeyi bu çerçevede okumak gerekir. Ancak bu devrimci duruşu daha anlamlı ve kalıcı kılmak için, ezilenlerin öfkesini devrimci tarzda örgütlemeye süreklilik kazandıracak devrimci bir inisiyatifin yaratılmasına ihtiyaç vardır. Bu devrimci seçeneğin güç kazanması, dünyada ve bölgemizde emperyalist saldırganlığa ve faşist teröre karşı gelişecek mücadelenin düzeyinde önemli bir rol oynayacaktır. Burada belirleyici olan iç dinamiklerdir. Bu nedenle devrimci ve komünistlerin görevi haklı ve meşru zeminde gelişen tepkilere, eylemlere methiyeler dizmek veya sonuçlardan hareketle sadece yorum yapmak değildir. Asıl olan, ezen ve ezilenler arasındaki çelişkiyi öngörmek ve çelişkinin en yoğun olarak yaşandığı alanlarda kalıcı örgütlenmeler yaratacak tarzda konumlanmaktır.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu