GüncelMakaleler

ANALİZ | “Elimizdeki Anahtar; Kitlelerin İleri Kesiminin Örgütlenmesi”

"Kitle hareketleri, sebebi ne olursa olsun kendi içinde daima ileri, orta ve geri kesimleri barındırır. İleri kesimleri devrimcilerle birleştirecek olan şey ise ortaya konan şiarlar, planlı-hedefli ve istikrarlı çalışmadır"

Devrimci mücadelede belki de anahtar rolü oynayan şey, kitlelerin ileri kesimlerini, bilinç düzeyine uygun biçim ve içerikte örgütlemek, bu kesimlerin düzene olan öfke ve tepkisinin yönünü devrime çevirmektir. Eşyanın doğası gereği, her şey onun niteliğine/düzeyine/seviyesine uygun olarak ele alınmalıdır. Mevcut içeriğinden ileride veya geride bir konumlanma, zamanla mevcut niteliğin gerilemesi anlamına gelir.

Bu durum, maddi olan her şey için ve aynı zamanda kitle için de geçerlidir. Elbette her şey çelişkidir ve hareket halindedir. Bu yasadan hareketle şeyler, niteliği itibarıyla da değişim içindedirler. Kitleler de sürekli hareket halinde oldukları içindir ki, kendi içinde farklılıkları, çelişkileri mevcuttur.

Bu anlamda, MLM kitle çizgisi gereği kitleleri üç ana kesime ayırdığımız bilinmektedir; ileri, geri ve orta kesimler. Bu belirleme, kitlelerin belli kesimlerin, hak arayışları noktasında sisteme karşı konumlanışına ve toplumun en ileri hareketi olan komünist iradeyle ortaya koyduğu ilişkiye göre belirlenir.

Nesnel olarak kapitalist emperyalist sistemde en ileri kesimi ve devrimci olanı, elbette işçi sınıfı oluşturmaktadır. Üretim araçlarını elinde bulundurmadığından kaynaklı olarak ve üretim araçlarını toplumsallaştırabilecek tek devrimci sınıf olduğu içindir ki, işçi sınıfının sınıf bilinci temelinde örgütlenmesi, temel görev olarak karşımızda durmaktadır.

Ancak günümüz dünyasında bu temel görev, birçok diğer karmaşık çelişki ve görev ile bağlantılı bir biçimde kendisini var etmektedir. Emperyalist paylaşım savaşı hazırlığı kapsamında, tekellerin dünya halklarına yaşattığı savaşlar, yerel işbirlikçi devletlerin bölge halklarına uyguladıkları zulüm, ülkemizde faşizmin halkımız üzerindeki bitmek tükenmez baskısı ve sömürüsü, ataerkinin kadın ve ezilen cinsler üzerindeki baskısı, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ezilen ulusa ve inançlara yönelik ilhak, imha ve inkar siyasetinin uygulanması; doğa katliamlarının giderek artması vb. sorunlar işçi sınıfının devrim ihtiyacını daha acil hale getirmektedir.

Emperyalist sistemin, içine girdiği krizi aşmak için Türkiye gibi ülkelerde sistemsel yeniden yapılandırmalara neden olmaktadır. Bu durum halk üzerindeki baskının, klikler arası çatışmaların sertleşmesine ve artmasına yol açmaktadır.

Bu demektir ki, dünya çapında emperyalist sistem ve ülkemizde ana akım komprador klik, dünya çapında ve ülkemizde hüküm süren sistem krizini aşmak için debelenmekte; devleti bir baskı aracı ve yönetme erki olarak daha etkin kullanmak istemektedir. Buna bağlı olarak, baskılanan daha geniş kesimler anlamında proletaryanın müttefikleri çoğalmakta ve Türk sermayesinin içine girdiği kriz, devrimi daha olanaklı hale getirmektedir.

Cumhur İttifakı’nın dümende olduğu TC faşizmi, tüm gücüyle halka ve muhalifi olan kliğe yüklenmektedir. Bu, sistemin doğası gereği varılan sonuçtur; sistem krizi çelişmeleri derinleştirir, derinleşen çelişmelerin devrim lehine yönelme olanağı artar. Elbette bu olanak tek başına yetmez, zira buna öncülük eden subjektif gücün stratejik ve taktiksel açılımları da belirleyici yerde durur.

Dünya devrim tarihinde ezilen ve bağımlı ulusların Özgürce Ayrılma Hakkı’nın geliştirilmesi ile sömürgelerin emperyalist tekellere karşı savaşımında muazzam bir açılım sağlanmış, proleter hareketlerin devrim meşalesi tüm dünyada daha bir hissedilir olmuştur.

Diğer tüm çelişmelerde de proleter hareketlerin yolunu daha fazla aydınlatması için, benzeri açılımların geliştirilmesi günümüzün görevleri arasındadır. Unutmayalım ki ortaya konan açılımlar, ilk etapta kitlelerin ileri kesimlerini etkisi altına alır.

Dünyada ve ülkemizde mevcut çelişmelerde, kitlelerin ileri kesimleri salt işçi sınıfının bilinçli kesimleri ile sınırlı değildir. Çelişmeler, nesnel olarak proletaryanın müttefik yelpazesini genişletmiş olduğu içindir ki, proleter hareketin kendi dışında bulunan sınıf ve katmanların en ileri dinamiklerini niteliğine, biçimine ve seviyesine göre ele alması ve örgütlenme zeminini yaratması gerekir.

Yukarıda bahsi geçtiği gibi, egemen güç karşısında nerede oldukları, sistemle olan bağlarının zayıflığı ve devrimle olan ilişkilenmesi sayesinde ileri kitleleri/unsurları belirleyebilir ve ileri taleplerin örgütlenmesi için devrimci bir içerik kazandırılabilir.

Klik dalaşı, kitleleri ne yönde etkiliyor?

Bugün ülkemizde, aktif gündemi işgal eden konulara bakıldığında, faşist sistemin kendisini yeniden güncelleme/yapılandırma kapsamında klikler arası dalaşın izdüşümlerini görmekteyiz. AKP çevresinde kümelenen belirli komprador kesimlerin, CHP etrafında kümelenen ve iktidarın olanaklarından tecrit edilmekte olan bir diğer komprador kesimler üzerindeki sert baskısını görmekteyiz.

Baskıya uğrayan bu kesimler, büyük oranda devlet imkânlarından yoksun bırakılmış olsalar da, tümden devletten yalıtılmış değildirler. Bu nedenle, CHP etrafındaki burjuva kesimler, tüm imkânları kullanarak, Cumhur İttifakı kliğine karşı direnecek ve mümkünse iktidarı ele geçirmek için işçi ve emekçileri, ezilenleri kendi yoluna payanda etmeye devam edecektir.

Elbette burjuva klikler arasında geçişler de yaşanmaktadır. Ancak bu klik dalaşının içinde de egemen kliğin baskılarına karşı mücadele ederek, bu dalaş sürecinde ileriye doğru, devrim saflarına doğru kayan kesimler vardır. Nihayetinde bu kesimler işçilerden, emekçilerden, kadınlardan ve gençlikten oluşmakta, temel çelişmeleri bizzat yaşamaktadırlar.

CHP, bu kayışları tümden engelleyememekte, aksine şimdilik bunların enerjisine gereksinim duymaktadır. Tam da hareketin bu aşamasında devrimcilerin yapması gereken en tutarlı şey, egemen kliğe karşı aktif mücadele ederken, dışlanan klik etrafında kümelenen ve sistemden giderek daha fazla hoşnutsuzlaşan kitlelerin ileri kesimlerini devrimci zemine taşımak, temel çelişmeleri bağlamında yeniden örgütlemektir.

Kitle hareketleri, sebebi ne olursa olsun kendi içinde daima ileri, orta ve geri kesimleri barındırır. İleri kesimleri devrimcilerle birleştirecek olan şey ise ortaya konan şiarlar, planlı-hedefli ve istikrarlı çalışmadır. Bu pratik çalışma, atılan sloganlara ve ortaya konan şiarlarla bütünlük arz ettiğinde, belli bir istikrar sonrasında kendisine belli kesimleri yakınlaştıracaktır. Bu yakınlaşma süreci, dikkatle takip edildiğinde ve doğru zamanda örgütlenme adımları atıldığında kitlelerin ileri kesimleriyle birleşmek mümkün olabilecektir.

Egemen klikler birbirleri ile dalaşırken, iktidarda olan tüm baskı araçları ile bir diğer kliğe yüklenirken, bundan devrim lehine faydalanmak ancak bu şekilde mümkün olabilir.

TC’nin korkusu: “Ya Kürt kitlesini pasifize edemezsek?”

Diğer bir örneğimiz ise TC devletinin Kürt ulusal sorunu kapsamında ele alınan sürecine ilişkindir. Bu meselede Kürt Ulusal Hareketi’nin devletle kurduğu masa kapsamında çeşitli görüşmeler yapılmaktadır. Bu minvalde, mevcut çelişme elbette çözülebilir bir rotada ilerlememektedir.

Zira eşyanın doğası gereği, komprador burjuvazinin, yani egemen ulus şovenizmi ile beslenen, egemen kesimin bu sorunu çözmesi demek, kendisini ayakta tutan sütunlarını kesmesi anlamına gelir ki bu mümkün değildir. Ancak belli bir süre de olsa Kürt meselesini kendi yayılmacı politikasına tâbi kılacak şekilde, millî zulmünü, imha ve inkâr siyasetini gevşetebilir. Çelişkinin keskinliği hafifleyebilir.

Bu örnekler daha önce yaşanmıştır. Çok cüzi haklar kapsamında belli adımlar atılabilir. Nihayetinde, Kürt ulusunun hakları tanınmayacak, şartlar elverdiği ölçüde fiziksel imhaya devam edilecektir. Burası, Kürt Ulusal Hareketi tarafından da öngörülebilir durumdadır.

Sürecin uzaması, sorunun devrimci dinamiğini köreltme potansiyeli taşımaktadır. Burası net olarak görülmekte ve TC devletinin de bilinçli bir şekilde uyguladığı bir oyalama siyaseti olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumu İmralı ziyaretlerinin iki ay geciktirilmesinden, kuyu tipi zindanlardan, kayyımlardan vb. okumak mümkündür.

Sorunun çözülmesi için acil atılması gereken adımların atılmaması, TC egemen burjuvazisinin bilinçli bir taktiğidir. Ancak diğer yandan TC devleti, cüzi bazı adımlar atarak Kürt ulusu içinde olası farklı itirazların önüne de geçmek istemektedir. TC açısından önemli olan Kürt ulusal mücadelesinin tasfiye edilmesi, mümkünse pasifize edilmesidir. Tüm planlamalar, buna göre yapılmaktadır.

Bu bağlamda, her ne kadar mücadele dinamiğinin gerilediği, hareketin dinginleştiği görülse de, gelecek açısından sürecin bozulması durumunda dört parça Kürdistan’da ve Türkiye’nin genelinde yine aktif gündemin en ilerisinde görmek mümkün olacaktır.

Bu nedenle, bizlerin tarihsel süreç içinde toplumun en ileri kesimlerine doğru sürüklenmiş olan Kürt ulusuna dair yönelimimizi yüksek seviyede tutmamız gerekmektedir. Bu hem Kürt ulusunun haklı taleplerinin örgütlenmesi zorunluluğu anlamında önem arz etmekte, hem de ilerideki aşamalarda olası daha kapsamlı imha operasyonları bağlamında halkımızın saflarına dahil olmak ve aktif savaşımı geliştirmek açısından önemlidir.

Sonuç itibarıyla hangi alanda faal olursak olalım, o alanda çelişmeleri açığa çıkarmak ve bu çelişmeler içinde yer edinen kitlelerin en ileri ve aktif kesimleriyle doğru zeminde ilişkilenmek, mücadelemizin önünü açacak anahtar bir rol oynayacaktır.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu