
Kamuoyunda 12’nci yargı paketi olarak bilinen 30 maddelik “Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edildi.
Tekliften, ilk derece mahkemesi kararlarının Yargıtay tarafından yalnızca görevsizlik veya yetkisizlik gerekçesiyle bozulamamasını öngören 27’nci madde çıkarılırken, IBAN mağdurlarına ceza indirimi yapılmasını öngören düzenleme metne eklendi.
Teklifle, İcra ve İflas Kanunu’na eklenecek yeni maddeyle, idare aleyhine hükmedilen para alacakları, vekalet ücretleri ve yargılama giderleri için doğrudan icra takibi başlatılmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.
Düzenlemeye göre alacaklılar, icra takibine başlamadan önce idareye yazılı başvuruda bulunacak ve ödeme yapılabilmesi için hesap numarası bildirecek. İdareye bir aylık ödeme süresi tanınacak. Bu süre içinde ödeme yapılmaması halinde icra takibi başlatılabilecek.
Teklifte, miras yoluyla intikal eden taşınmazlarda ortaklığın giderilmesi amacıyla yapılacak satışlarda ilk açık artırmanın yalnızca mirasçılar arasında gerçekleştirilmesi öngörülüyor. Bu ilk artırmada tekliflerin taşınmazın tamamının değerini ve satış masraflarını karşılayacak düzeyde olması gerekecek. İlk artırmada alıcı çıkmaması halinde ikinci artırma herkese açık olarak yapılacak. Ortaklığın satış suretiyle giderilmesi işlemlerinde artırmaya katılacak pay sahiplerinin, payları oranında teminat yatırmaktan muaf tutulmasına ilişkin uygulama kaldırılıyor.
Teklifte, en yüksek teklifi vermesine rağmen ihale bedelini süresinde yatırmayan kişiler için yeni yaptırımlar öngörülüyor. Buna göre yatırılan teminatın iade edilmemesi, satış masraflarının karşılanmasında kullanılması ve kalan kısmın hak sahiplerine ödenmesi düzenleniyor. Ayrıca ihale bedelini süresinde yatırmayan kişilere, teklif ettikleri bedelin yüzde 5’i oranında idari para cezası uygulanacak.
Noterlik Kanunu’nda yapılacak değişiklikle noterlik evrak ve defterlerinin mahkemeler, Cumhuriyet başsavcılıkları ve yetkili merciler tarafından incelenmesine ilişkin işlemler kolaylaştırılıyor.
Noterlik evraklarının onaylı örnekleri, güvenli elektronik imzayla elektronik ortamda ilgili mercilere gönderilebilecek. Elektronik gönderimin mümkün olmadığı durumlarda fiziki örnek kullanılacak. Bu işlemler için posta ve yol masrafı dışında herhangi bir ücret alınmayacak.
Teklifte, Danıştay’ın mevcut iş yükü dikkate alınarak daire sayısının azaltılması için öngörülen sürenin dört yıl uzatılması öngörülüyor. Bu kapsamda Danıştay’ın daire sayısının 23 Temmuz 2030 tarihine kadar mevcut düzeyde korunması ve boşalan üyelikler için aynı sayıda yeni üye seçilmesi amaçlanıyor.
İdare ve vergi mahkemelerinde tek hakim tarafından karara bağlanabilecek dava türlerinin kapsamı genişletiliyor.
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda yapılacak değişiklikle, bölge idare mahkemelerinin ilk derece mahkemesi kararının sonucunu hukuka uygun bulduğu ancak gerekçesini eksik veya yanlış değerlendirdiği durumlarda kararı kaldırmadan gerekçeyi değiştirerek istinaf başvurusunu reddedebilmesine imkan tanınıyor. Ayrıca bazı usul eksiklikleri nedeniyle dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilebileceği yeni durumlar da düzenleniyor.
Teklifte, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda, bölge idare mahkemelerinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden hüküm kurduğu bazı kararlar için Danıştayda temyiz yolu açılıyor.
Teklifle, Adli Tıp Kurumu ihtisas kurulu başkan ve üyelerinin atanmasında en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesine ya da alanında doktora derecesine sahip olma şartı getiriliyor. Ayrıca kurul başkanları ve üyeleri ile bazı yöneticiler için dört yıllık görev süresi öngörülüyor.
Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda Türkiye Adalet Akademisi tarafından verilecek eğitimlerin kapsamı ve sınavlara ilişkin esaslar kanunla düzenleniyor. Sınavların yüz tam puan üzerinden değerlendirilmesi ve mazeret sınavlarına ilişkin hükümler getiriliyor.
Hakimler ve Savcılar Kanunu’nda yapılacak değişiklikle, hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenebilecek konularda bilirkişiye başvurulması disiplin cezası nedeni sayılıyor. Düzenlemeyle bilirkişilik kurumunun yalnızca teknik veya özel uzmanlık gerektiren durumlarda kullanılmasının sağlanması amaçlanıyor.
Teklifte, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkilerinde uygulanacak kanuni faiz oranına ilişkin yeni bir yöntem getiriliyor.
Buna göre faiz oranı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranı esas alınarak belirlenecek.
Türk Medeni Kanunu’nda yapılacak değişikliklerle, kısıtlılara ait taşınır ve taşınmaz malların UYAP’a entegre elektronik satış portalı üzerinden satılması öngörülüyor.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılacak değişiklikle moleküler genetik inceleme sonucu elde edilen verilerin nasıl saklanacağı, ne kadar süre muhafaza edileceği ve hangi usulle imha edileceği ayrıntılı şekilde düzenleniyor. Buna göre bazı durumlarda veriler derhal yok edilecek, mahkumiyet veya davanın düşmesi gibi hallerde ise kararın kesinleşmesinden itibaren 20 yıl saklanacak. İlgili kişilere belirli koşullarda verilerin silinmesini talep etme hakkı da tanınacak.
Bilgisayarlarda yapılan arama ve elkoyma işlemleri sonucunda elde edilen verilerin adli emanette saklanmasına ilişkin hükümler yeniden düzenleniyor. Veriler, kovuşturmaya yer olmadığı kararının veya mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren 15 yıl muhafaza edilecek. Süre sonunda Cumhuriyet savcısı huzurunda imha edilecek. İlgili kişilere belirli şartlarda verilerin silinmesini isteme hakkı da tanınacak.
Teklifte, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kurumuna ilişkin düzenlemeler yeniden ele alınıyor.
Buna göre HAGB hükümleri, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği ve Anayasa’nın 17’nci maddesi kapsamında kötü muamele olarak değerlendirilebilecek suçlarda uygulanamayacak. Teklifte ayrıca Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen diğer bağlantılı hükümlerin de yeniden düzenlenmesi öngörülüyor.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 247’nci maddesinde değişiklik yapılan düzenlemeye göre, hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen kaçak sanığa, savunma hakkını kullanmak istediğini belirtmesi ve mahkemede bizzat hazır bulunması şartıyla yargılamanın yenilenmesini talep etme hakkı tanınacak. Böylece savunma hakkını kullanmak isteyen kaçak sanıklar bakımından yeniden yargılama yapılabilmesine imkan sağlanacak.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308’inci maddesinde değişiklik yapılan düzenlemeyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisinin kapsamı yeniden belirleniyor.
Buna göre, ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları dışında kalan onama, düzeltilerek onama, bozma, ret, düşme, incelenmeksizin iade ve tevdi dahil tüm kararlarına karşı itiraz edilebilecek. İtiraz süresinin başlangıcı da yeniden düzenleniyor. Süre, ilamın verilmesinden değil, dosyanın fiziki olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilmesinden itibaren başlayacak. Bir aylık itiraz süresi ise üç aya çıkarılıyor. Ayrıca itiraz isteminde bulunabilecek kişiler konusunda açıklık sağlanması amaçlanıyor.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 147’nci maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, yazılı yargılama usulüne tabi davalarda duruşmalar arasındaki süre kural olarak üç ayı aşamayacak.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 149’uncu maddesine yeni bir fıkra eklenerek ses ve görüntü aktarımı yoluyla duruşmaya katılanlar bakımından ikrar, yemin, davadan feragat, davayı kabul, sulh ve davanın geri alınmasına muvafakat halleri dışında elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmayacak. Böylece taraf vekillerinin ve ilgililerin uzaktan katılım imkanından daha etkin şekilde yararlanabilmesi amaçlanıyor.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 166 ve 168’inci maddelerinde değişiklik yapılarak aynı yargı çevresinde bulunan aynı düzey ve sıfattaki mahkemeler arasında verilen birleştirme kararları ancak kesinleştikten sonra ilk davanın açıldığı mahkemeyi bağlayacak. Ayrıca bu tür birleştirme kararlarına karşı, esas hükmün verilmesi beklenmeksizin doğrudan istinaf kanun yoluna başvurulabilecek.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362’nci maddesine yeni bir fıkra eklenerek istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabul edilmesi üzerine ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi halinde, kararın miktar veya değeri kanunda öngörülen parasal sınırın üzerinde ise temyiz yoluna başvurulabilecek.
Parasal sınırın altında kalan kararlar ise temyize konu edilemeyecek. Düzenlemeyle, istinaf mahkemelerinin yeniden verdiği kararlar bakımından hükmün denetlenmesini talep etme hakkının güçlendirilmesi amaçlanıyor.
Öte yandan kanun teklifinin 27’nci maddesinde, bölge adliye mahkemelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararlar hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin kararlarının Yargıtay tarafından yalnızca görevsizlik veya yetkisizlik gerekçesiyle bozulamamasına yönelik düzenleme yer alıyordu.
Gerekçede, görev ve yetkiye ilişkin itirazların istinaf aşamasında bölge adliye mahkemelerince incelenebildiği, temyiz aşamasında bu nedenlerle verilen bozma kararlarının yargılamaların uzamasına yol açtığı belirtiliyordu. Ancak söz konusu madde, TBMM Adalet Komisyonundaki görüşmeler sırasında AKP’nin verdiği önergeyle kanun teklifinden çıkarıldı.
AKP’nin verdiği ihda ile kanun teklifin 14’üncü maddesinin ardından gelecek şekilde 5237 sayılı Kanunun 158’inci maddesine yeni bir fıkra eklenerek 157’nci maddede düzenlenen “dolandırıcılık” suçu ile 158’inci maddede düzenlenen üç yıldan 10 yıla kadar hapis cezası gerektiren “nitelikli dolandırıcılık” suçuna iştirakin fıkrada belirtilen fiil ile sınırlı olması halinde bu fiilin haksızlık içeriği dikkate alınarak, IBAN mağdurlarına yarı oranında cezada indirim yapılması öngörülüyor.



