GüncelKadınLGBTİ+

YDK: Transların onuru sistemin ablukasını dağıtacak!

Yeni Demokrat Kadın, Trans Onur Haftası açıklamasında translara yönelik devlet politikalarını ve yargı paketlerinde yer alması gündeme gelen düzenlemelere tepki göstererek, mücadelenin süreceğini vurguladı.

Yeni Demokrat Kadın (YDK), Trans Onur Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, Türkiye’de transların devlet politikaları ve toplumsal baskılarla hedef alındığını vurgulayarak, transların yaşam alanlarına, sağlık hakkına ve varoluş mücadelesine yönelik saldırıların arttığına dikkat çekti.

“Transların onuru sistemin ablukasını dağıtacak!” başlıklı açıklamada, yıllardır transları hedef gösteren devletin bugün “açık bir inkâr ve imha siyaseti” izlediği kaydedilerek, “kutsal aile” ve toplum ahlakı söylemi altında yürütülen politikaların transların kamusal varlığını silmeyi ve yaşam alanlarını yok etmeyi amaçladığı belirtildi. Son yıllarda derinleştirilen trans karşıtı uygulamaların yalnızca nefret söylemi üretmekle kalmadığı, doğrudan yok etmeye dönük bir karakter taşıdığı ifade edildi.

YDK açıklamasının tamamı şöyle: 

“Türkiye’de yıllardır transları hedef gösteren devlet, bugün açık bir inkar ve imha siyasetini izler bir yol almaktadır. Devletin ve aygıtlarının “kutsal aile” ve toplum ahlakı adı altında yürütülen saldırı politikaları transların yaşam alanlarını yok etmeyi, kamusal varlığını silmeyi ve onların varoluş mücadelesini bastırmayı amaçlamaktadır. Türkiye’de son yıllarda derinleştirilen trans düşmanı pratikler, yalnızca bir nefret söylemi üretiminin ötesinde doğrudan doğruya bir yok etme amacı taşımaktadır.

11. Yargı Paketi’nde yer alması hedeflenen maddeler, kadın ve LGBTİ+ mücadelesinin iradesiyle geri çekilmişti. Bugün ise aynı erkek egemen LGBTİ+ düşmanı zihniyet 12. Yargı Paketi’nde benzer maddelerle varoluşumuza göz dikmeye devam ederken, erkek devletin biz translara yönelik başlattığı nefret saldırısının somutlaşmış hali olduğunu göstermekte.

12. Yargı Paketi ile hormona erişimimiz engellenmeye, sağlık hakkımız gasp edilmeye, cinsiyet/beden uyum süreçleri ise yeni kısıtlamalarla kuşatılmaya ve bir bütün yaşamlarımız tehdit edilmekte.

Erkek devlet Türkiye ve T. Kürdistanı’nın dört bir yanında translara uygulanan şiddeti arttırmış, nefret politikalarıyla birçok arkadaşımız nefret cinayetiyle yaşamdan koparılmış, intihara sürüklenerek katledilmiştir. TOBB ETÜ yurdunda kalan trans kadın arkadaşımız Arya’nın geçtiğimiz aylarda intihara sürüklenerek katledilmesi ve bunun sonucunda hiçbir şekilde etkin soruşturma yürütülmemesi, devletin transfobik karakterini somut bir biçimde göstermektedir.

Devletin transfobik karakterinin topluma yansıyışını; transların sokakta, evde, KYK yurtlarında, iş yerlerinde sözlü tacize, cinsel saldırıya maruz bırakılmasıyla, nefret cinayetiyle yaşamını yitirmesiyle net bir biçimde görebilmekteyiz.

Ailenin kutsandığı erkek egemen düzende birçok trans daha çocuk yaşlarda ev içerisinde fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddete maruz bırakılmaktadır. Evden kovulan, eğitim hayatı yarım bırakılan, kimliğini gizlemeye zorlanan, aile baskısı nedeniyle yaşam alanı daraltılan transların hikâyeleri birbirinden bağımsız değildir.

Ancak lubunyalar Gezi İsyanı’nda barikatlarda, kadın özgürlük mücadelesinde sokaklarda, üniversitelerde ve yaşamın her alanında baskıya karşı direnenler arasında olmuştur. Türkiye ve Türkiye Kürdistan’ında translar savaşın, zorunlu göçün ve devlet şiddetinin yarattığı ağır koşullar altında yaşamlarını savunurken aynı zamanda özgürlük mücadelesinin de parçası olmuştur.

Translar, erkek devletin yarattığı bütün baskılara rağmen görünür olmanın ve var olmanın yollarını açmıştır. Bugün sokakta gördüğümüz şiddetin kökleri aile içerisinde, okul sıralarında, yurtlarda ve devlet kurumlarında atılmaktadır.

Buradan bir kez daha sesleniyoruz: 11. Yargı Paketi’nde yaptığımız gibi 12. Yargı Paketi’ndeki nefret düzenlemelerini de yasaya geçirmeyeceğiz!

Nefret politikalarınızla, sistematik saldırılarınızla ve yok etme pratiklerinizle kuşattığınız biz translar; yaşam ısrarımızı onurumuzdan alıyoruz.

Bu güçlü direniş tarihimizden kazandığımız irademizle büyüteceğimiz bir mücadele var. Cinsiyet uyum süreçlerine getirilmeye çalışılan engeller, sağlık hakkımıza dönük saldırılar ve transların varoluşlarını suç unsuru gibi göstermeye çalışan politikalar, bizleri kamusal yaşamdan tasfiye etme girişimidir.

Ancak tarih göstermiştir ki translar hiçbir baskı döneminde teslim olmamıştır. Yok etme ısrarınızın karşısında biz; yaşam ısrarımızla ve varoluş mücadelemizle buradayız.”

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu