
Ölüm nedir yoldaş? Bir gece vakti ansızın gelen telefon da yürek yakan “Gohar öldü” cümlesi midir? Yoksa ölümü soğuk bir şaka sanarak vakitsiz gelen ölüme inanmamak mıdır? Yoksa bu dünyadan zamansız vedasız ayrılmak mıdır? Yoksa bizlere “olmadı be Gohar kuyrig” dedirten zulmün tanrılarına isyan ettiren öfkenin açık ismi midir ölüm?
Dost, yoldaş ölümlerin yaşı, yeri ve zamanı olmaz. Her vakitsiz yoldaş ölümü geride bıraktıkları sevenlerin yüreğini acıtır. Hele bu insan Partizan komutan Nubar Ozanyan’ın yoldaşı ise geride derin bir sızı bırakarak, duyguları yıkıp geçer. Yerevan’dan Serekaniye’ye uzanan hasret kokan acı dolu yol olur.
Gohar Garabetyan’ın ölümü bizleri Rojava’nın Serekaniye şehrinin “Mırekis” sınır köyüne götürdü. Ermeni sürgünlerinin yaşadığı “Mirekis” köyü bağrında iki tarihsel büyük hatıra taşır. Biri Komutan Nubar Ozanyan’ın IŞİD çetelerine karşı yürüttüğü savaşımında Gohar Garabetyan ve Ermeni aileleriyle tanışıp yoldaşlaştığı ilk yerleşim yeri olmasıdır. Karanlıkta yaşamak zorunda kalanlar ışığı aramaktan vazgeçmez. Bundandır ki, ışığı en güçlü arayanların ilk mücadele kıvılcımı burada çakıldı. Çünkü en çok bu topraklar on binlerce çocuğuna ağladı. En fazla çocuklar bu topraklarda isimsiz mezarlara gömüldü.
Sürgün yiyerek toz taneciklerine dönüştürülmek istenen Ermeni halkının IŞİD çetelerine karşı haklı ve onurlu mücadelesinde “Mirekis” önemli bir rol oynadı. İlk direniş silahları bu Ermeni evlerinde saklanarak ailelere teslim edildi. İlk silahlı nöbet bu köyde tutuldu.
Nusaybin’le sınır olan Serekaniye (Resul-ayn) şehri aynı zamanda Ermeni soykırım tarihinde oldukça trajik bir yeri, yürek yakan acı dolu hatıraların yaşandığı yerdir. Soykırım tarihinde sürgün kafilelerinin geçiş güzergahı olarak kullanılır. Serekaniye adeta bir istasyon rolü oynar. Kuzeyden gelen aç, çıplak, hastalıktan ve yorgunluktan yürüyecek gücü kalmayan on binlerce Ermeni yetimin ve kadının geçici konaklandığı yer olarak kullanılır. Bu istasyondan sahipsiz kadın ve çocukların yapılan sevkleri Suriye ve Musul’a kadar olan topraklarda kurulu olan yok etme kamplarına uzanır.
60 binin üzerinde Ermeni, Serekaniye’de katledilir. Açlık, soğuk ve hastalıktan dolayı yükselen inleme seslerinden rahatsız olan dönemin Türk kaymakamı evini Serekaniye dışına taşımak zorunda kalır. Der-zor, Hama, Humus, Dara, Meskene, Mergede, Rakka, Menbiç vb. yerlere sürülenler, Suriye çöllerinde kemik kalıntılarına ve toza dönüşür.
20. yüzyılın en büyük trajedisi olan Ermeni soykırımı aynı zamanda Nubar Ozanyan’ın ve yoldaşı Gohar Garabetyan’ın tarihi ve trajedisidir. Tanımı zor her soykırım yaşamış Ermenin hikayesi aynı zamanda Sasonlu bir Ermeni ailenin evladı olan Gohar’ın da tarihidir.
Soykırımın evlatları dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar gelip birbirlerini bulur. Komutan Nubar Ozanyan, Serekaniye’ye ayak bastığından itibaren köklerini tarihini toz haline dönüşmüş halkını ayakları kan içinde aramaktan bir an olsun geri durmadı. O, Ermeni soykırım tarihini çok iyi okumuş en ayrıntı denilecek noktalara kadar güçlü bir hakimiyeti olan bir yoldaştı. Silahı, savaşı büyük bir ustalıkla öğrendiği gibi Ermeni ve devrimler tarihini de iyi biliyordu. Aynı zamanda çok güçlü bir İbrahim Kaypakkaya yoldaş sevdalısıydı. Önderine olan sarsılmaz ve güçlü bağlılığı Ermeni tarihine olan aşırı duyarlılığı onu bedel ödemekten çekinmeyen bir devrimci, korkusuz bir savaşçı yapmıştı. Önderine ve soykırım yaşamış halkına olan sevdası onu bileği bükülmez, sırtı yere gelmez korkusuz bir komutana dönüştürmüştü.
Yaşamı derin bir yoksulluk içinde geçmiş hem de Ermeni halkının yetim bir evladı olması onu fazlasıyla önder yoldaşın devrimci görüşlerine ve sosyalizm ideallerine yöneltti. Önderinin devrimci görüşleriyle tanıştıktan sonra yüzünü önderinden ayırmadı. Son nefesine kadar önderine ve tarihine bağlı kaldı. Geçtiği her yerde, dokunduğu her insanda unutulmaz izler bıraktı.
Bu güçlü tarihsel ve güncel motivasyon Nubar Ozanyan yoldaşın devrimci savaşın en ileri saflarında ve en önünde yer almasına yol açtı. “Mirekis” köyündeki Gohar Garabetyan yoldaşla karşılaşması tanışıp yoldaşlaşması uzun sürmedi.
Komutan şehit düştüğünde Partizanların yanında yer alan, saf tutan, en önde duran Gohar öğretmen oldu. Garabetyan ailesi sanki ikinci kez soykırımın yıkım acısını yaşıyordu. Kararlı ve direngen duruşu komutana olan sonsuz saygı ve derin sevgisi onu sahiplenmesinde en önde olmasını getirdi. Komutan şehit düştükten sonra onun çok sevdiği fesleğen çiçeği Garabetyan ailesinin bahçesinde eksik olmadı. Gohar öğretmen ve ailesi tüm Partizanların kıymetli dostu sevgili yoldaşı oldu. Kurulan Şehit Nubar Ozanyan Taburu’nda bir an bile olsun tereddüt göstermeden savaşçılara dil tarih öğretmenliği yapar. Sadece öğretmenlik yapmaz aynı zamanda büyük bir emekle Partizanlarla yoldaşlık yapar. Özgürlük mücadelesinde “küçük işleri” özenle yapan öğretmen büyük işlerin yapı taşlarını döşedi.
Üzeri toprakla değil kırmızı güllerle kaplı Gohar’a!
Yıldızlara uğurlanan cenaze töreninde Gohar Garabetyan’ın mezarına toprak değil kırmızı güller bırakan yoldaşları, onu komutanın en çok sevdiği fesleğen çiçekleriyle sonsuzluğa uğurladı. Anılarını bilinç ve yüreklerine yükleyip beraberlerinde Rojava’da saklı olan komutanlarına götürdüler. Rojava’ nın Serekaniye toprağında başlayan direniş ve mücadele birlikteliği, direniş yoldaşlığı Nubar Ozanyan ile Gohar Garabetyan’ı Yerevan’dan Dersim’e, Amed’den Derik’e(Rojava)uzanan özgürlük yolculuğunda birlikte yürüttü. Onlar tarihin doğru tarafında durarak bir kez yaşadılar ama doğru yaşadılar.
Toprağa düşen komutanıyla karanlıkta birlikte yürümekten korkmayan Nubar Ozanyan’ın mücadele anılarıyla büyüyen Gohar’a sonsuz saygı ve minnet duygularıyla…
En karanlık ve zorlu anda sözü olan ve kimseden korkmadan ve hiçbir şeyden çekinmeyen, herkesin orta yerinde sözünü söyleyen Kuyrig Gohar! Hayat hür ve güzel olsun diye mücadele eden Partizanlar seni asla unutmayacak!
Yetim halkın direnç yürekli yoldaşı Gohar, hoşça kal!



