Güncel

Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı: AB Göç ve İltica Paktı ölümcül sınır politikalarını derinleştiriyor

İHD İstanbul Şubesi’nde açıklama yapan Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı, 12 Haziran’da yürürlüğe girecek AB Göç ve İltica Paktı’nın iltica hakkını daralttığını, sınır dışı mekanizmalarını güçlendirdiğini ve göçmenlere yönelik hak ihlallerin artıracağını vurguladı.

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde, Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı tarafından “AB Göç ve İltica Paktı: Göçmen Düşmanlığına ve Ölümcül Sınır Politikalarına Karşı Mücadeleye” başlıklı basın açıklaması gerçekleştirildi.

Açıklamada, 12 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe girecek olan Avrupa Birliği’nin yeni Göç ve İltica Paktı’nın, göçün nedenlerini ortadan kaldırmak yerine göçmenleri Avrupa sınırlarından uzak tutmayı hedeflediği vurgulandı.

Açıklamada, “Bu pakt, göçün nedenlerini ortadan kaldırmayı değil, göçmenleri Avrupa sınırlarından uzak tutmayı hedefleyen yeni bir sınır rejimi kuruyor” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, Avrupa Birliği’nin uzun yıllardır göçmenlere karşı sınırlarını militarize ettiği belirtilerek, “Akdeniz’de ve Ege’de binlerce insanın yaşamını yitirmesi bu politikaların kaçınılmaz sonucu haline gelmiş durumda” denildi.

Uluslararası Göç Örgütü verilerine atıfta bulunulan açıklamada, “Yalnızca 2025 yılında Akdeniz’de 2 binden fazla insan hayatını kaybetti veya kayboldu. Son on yılda bu sayı 30 bini aştı” ifadeleri kullanıldı.

Yeni paktla birlikte iltica süreçlerinin daha da zorlaşacağı belirtilen açıklamada, “AB dış sınırlarına ulaşan insanlar daha ilk aşamada güvenlik filtrelerinden geçirilecek, biyometrik verileri kayıt altına alınacak, hızlandırılmış prosedürlerle iltica başvuruları değerlendirilecek ve reddedilenler çok daha kısa sürede sınır dışı edilebilecek” denildi.

Açıklamada ayrıca, “AB’nin iltica başvurularını düşük kabul oranı kategorisine aldığı ülkelerden gelen kişiler için iltica hakkı fiilen sınır kapılarında sona erdirilmiş olacak” görüşü dile getirildi.

“Güvenli üçüncü ülke” uygulamasına da değinilen açıklamada, bu yaklaşımın insanların hiç yaşamadıkları veya yalnızca transit geçtikleri ülkelere gönderilmelerinin önünü açtığı belirtilerek, bunun geri göndermeme ilkesini zayıflattığı ifade edildi.

Göçmen kampları ve geri gönderme merkezlerine ilişkin bölümde ise, “Göçmenler yalnızca Avrupa sınırlarından uzak tutulmakla kalmayacak, hukuki belirsizlik içinde, özgürlüklerinden mahrum bırakıldıkları kamp benzeri yapılarda tutulma riskiyle karşı karşıya kalacak” denildi.

Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin göç politikalarındaki rolüne de dikkat çekilen açıklamada, “Özellikle 2016 Türkiye-AB Mutabakatı ile birlikte Türkiye, Avrupa’ya geçişleri engelleyen bir sınır bekçisi rolüne girdi” ifadeleri kullanıldı.

Göçmen emeğine ilişkin değerlendirmede ise, “Avrupa Birliği bir yandan göçmenleri sınırlarının dışında tutmaya çalışırken diğer yandan ihtiyaç duyduğu işgücünü seçerek kabul ediyor” denildi.

Açıklamanın sonunda şu talepler sıralandı:

  • Güvenli ve yasal geçiş yollarının açılması ve göçmenlere kalıcı yasal statü hakkı tanınması,
  • Göçmen kamplarının ve geri gönderme merkezlerinin kapatılması,
  • Geri itme uygulamalarının durdurulması,
  • AB ile imzalanan Geri Kabul Anlaşması’nın feshedilmesi,
  • Göçmen emeğinin güvencesiz ve düşük ücretli çalışma koşullarında sömürülmesine son verilmesi,
  • Göçmenlerin sağlık, eğitim ve barınma hizmetlerine erişiminin güvence altına alınması,
  • Göç politikalarının güvenlik eksenli değil, insan hakları temelinde şekillendirilmesi.

Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı açıklamasını, “Göçmenleri hedef gösterenlere karşı eşitliği, dayanışmayı ve birlikte yaşamı savunmaya devam edeceğiz” sözleriyle tamamladı.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu