Güncel

PARTİZAN | “NATO’nun gölgesinde Ankara: Baskıyla, tutuklamalarla bizi susturamazsınız!”

Partizan, NATO Zirvesi öncesinde yaşanan gözaltı ve tutuklama dalgasına dikkat çekerek, anti-emperyalist mücadelenin baskılarla susturulamayacağını belirtti.

Partizan, 7–8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde artan gözaltı, tutuklama ve yasaklara ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada NATO, “ABD emperyalizminin başını çektiği savaş aygıtı” olarak tanımlanırken, zirvenin yeni bir emperyalist paylaşım sürecinin parçası olduğu vurgulandı.

Açıklamada, NATO zirvesi kapsamında Ankara’da yapılan hazırlıklar ve fiili OHAL uygulamalarına da değinilerek kentin “yoksulluktan arındırılmış bir vitrin haline getirilmeye çalışıldığı” aktarıldı. Sokaklardan seyyar satıcılar, dilenciler ve sokak hayvanlarının toplanması gibi uygulamalar “Operasyon Turkuaz” adıyla yürütülen bir planın parçası olarak nitelendirildi.

Partizan’ın açıklaması şöyle:

“7-8 Temmuz’da Ankara, ABD emperyalizminin başını çektiği savaş aygıtı NATO’ya ev sahipliği yapacak. Dünyanın dört bir yanında halklara ölüm kusan, Filistin’den Yemen’e, Afganistan’dan Afrika’ya kadar toprakları kanla sulayan savaş tüccarları, işgal mimarları ve katliam ortakları başkente toplanıyor. Onlar yeni bir paylaşım savaşının hesaplarını yaparken, Türk devleti aylardır tek bir şey üzerinde çalıştı: Bu kanlı zirveye layık bir vitrin hazırlamak, yoksulluğu ve direnişi perdelemek…

Bunun için ne gerekiyorsa yapıldı. Gecekondu mahallelerinin utancı, yol kenarlarına dizilen levhalarla gizlendi. “Operasyon Turkuaz” adıyla devreye sokulan plan kapsamında il genelinin 9 ilçesinde, 215 ayrı noktada, 151 parkta ve 120 mekânda özel timler seferber edildi. Dilenciler, değnekçiler, seyyar satıcılar – yani sistemin görmezden geldiği yoksullar – sokaklardan tek tek toplatıldı. Ankara İl Emniyet Müdürlüğü belediyelere yazı göndererek sokak köpeklerinin bile toplatılmasını emretti. Emperyalizmin uğrak yeri olacak bir kentin yoksulluğu, işsizliği, sokak hayvanları… Hepsi bir levhanın, bir yasağın arkasına saklandı. Ama bu sadece makyaj. Asıl hedef başkaydı.

Devletin esas dikkat kesildiği, esas enerjisini yönelttiği hedef NATO’ya karşı sesini yükseltecek olanlardı!

23 Haziran sabahı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesiyle Emniyet ve Jandarma ekipleri eş zamanlı olarak onlarca adrese baskın düzenledi. 225 kişi gözaltına alındı. Kapılar ve pencereler kırıldı. Evler arama adı altında talan edildi. Gözaltına alınanlar işkenceye maruz bırakıldı. Aralarında Partizan, Yeni Demokrat Gençlik ve Yeni Demokrat Kadın faaliyetçilerinin de olduğu bu kişilerden 178’i tutuklandı, 34 kişi hakkında adli kontrol kararı verildi. Bu bir operasyon değil, bir cadı avıdır.

Bu operasyonun hedefi belliydi: NATO’ya karşı örgütlü duran devrimci, demokratik, anti-emperyalist güçler. Devlet bu kadarla da yetinmedi, ağı genişletti; TEMA Vakfı’nın 60-70 yaşlarındaki gönüllüleri de bu kapsamda tutuklandı. Bu bir hata değil, kasıttı: NATO’ya karşı sesini yükseltebilecek tüm halk kesimlerine gözdağı vermek, sokağı örgütlü muhalefetten boşaltmak. Çünkü biliyorlar ki, halkın öfkesi birleştiğinde zincirleri kırar.

Neden? Çünkü bu zirve bir “güvenlik toplantısı” değil. Bu, yeni bir emperyalist paylaşım savaşında rollerin pazarlığının yapılacağı, halkları katledecek silah anlaşmalarının imzalanacağı, Orta Doğu’daki soykırımın ve katliamın yeni hesabının kurulacağı bir toplantıdır. Ankara Valiliği 28 Haziran’dan 10 Temmuz’a kadar toplantı, gösteri yürüyüşü ve basın açıklamalarını yasakladı. Sıkıyönetim zihniyetiyle ilan edilmiş bu yasak, kimin kimden korktuğunu açıkça gösteriyor. Korkuyorlar! Halkın birleşmiş yumruğundan, örgütlü direnişinden, anti-emperyalist bilincinden korkuyorlar.

Devrimciler, demokratik güçler, anti-emperyalist hareketler bu zirveye karşı mücadele edecektir – dün de ettiler, bugün de edecekler, tutuklamalar bu gerçeği değiştirmez. Aksine, 178 kişiyi zindana atanlar bir şeyi itiraf etmiş oldu: Halkın sesi duyulmaya başladı. Baskı, direnişin haklılığını ve zorunluluğunu daha da netleştiriyor.

NATO yıkımdır. NATO katliamdır. NATO halk düşmanlığıdır. NATO’nun olduğu yerde barış olmaz, emperyalizmin olduğu yerde özgürlük olmaz.

Ne gözaltı terörü ne tutuklamalar bizi susturabilir. Aksine baskı büyüdükçe direnişimizin haklılığı ve zorunluluğu daha net olarak ortaya çıkar. Anti-emperyalist mücadele sürecek, NATO zirvesi protesto edilecek, tutuklananlar serbest bırakılana kadar da bu ses kesilmeyecek. Biz buradayız, örgütlüyüz, kararlıyız. Emperyalizmin ve işbirlikçilerinin oyununu bozmaya ant içmişiz.

Tutuklananlar serbest bırakılsın! NATO’ya geçit yok! Yaşasın anti-emperyalist mücadelemiz, Yaşasın devrimci dayanışma!”

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu