
YDK, açıklamasına, “Haziran ayı renklerimizle isyanın adıdır. Her türlü yok sayılmaya karşı Stonewall’dan, Esat-Eryaman’a sistemin ablukasını onurla kırmanın ayıdır. Nefret politikalarıyla yaşamları toplumdan izole edilmek istenen ama yok sayıldıkça var olanların tarihsel mirasını sahiplenme ayıdır.
1969 haziranında her türlü yasal bakı ve şiddete karşı örgütlenen stonewall ayaklanmaları tarihteki ilk onur yürüyüşlerimize giden yolu açtı. Türkiyede ise 1990lardan süregelen çalışmalarla 2003’te ilk Onur Yürüyüşümüzü 30 kişiyle gerçekleşirken 2013’te 100.000’e yakın kişinin katıldığı tablolara şahit olduk” şeklinde başlayarak, lubunya hareketinin tarihine kısaca değindi.
Açıklamanın devamında, “Geçtiğimiz on yıl içerisinde caydırma amaçlı yapılan türlü kısıtlama ve yasak politikalarıyla örgütlülüğümüz dağıtılmak istenmektedir. Özellikle geçtiğimiz yıl LGBTİ+lara karşı gerçekleşen sistematik baskı ve nefret politikalarının katlanarak arttığı dönemden geçtik.
LGBTİ+ların vücutlarının yaklaşan savaş tehditiyle birlikte militarizmi besleyen politikalarla adeta birer savaş alanına çevrildiğini, savaş tipi aileye uymayan her türlü varoluşa karşı nefretin korlandığını gördük. 10, 11. ve tasarlanan 12. Yargı Paketleri ile LGBTİ+ların var oluşlarına karşı gerçekleşen sayısız saldırılarla, “Aile ve Nüfus On yılı” ile yapılan “makul aile” dayatmalarıyla engellenmeye çalışılmıştır. Cinsiyet uyum süreçleri engelenmeye çalışılmış, sağlık hakkına sayısız saldırı gerçekleşmiştir” dedi.
“Görünür kimlikli lubunyalar adeta halka ibret olsun diye çeşitli suçlar uydurularak cezalandırılmaya çalışılmıştır. Transların yaşadıkları sokaklar mühürlenmiş, sadece sokakta yürüdüğü için para cezalarına ve bitmek tükenmek bilmeyen tacizlere maruz kalmışlardır.
Bu yaşamdan arındırılma çalışılması bireysel hayatlarımızı olduğu kadar kolektif örgütlenmelerimizi de etkilemiş çeşitli sivil toplum örgütlenmeleri ve her türlü hak arayıcılığına karşı kısıtlamalar artarak sistem ablukasını yeniden ve daha güçlü örmüştür.
Bütün bu baskılara rağmen bizler yaşamlarımızı hedef alan sisteme boyun eğmeyecek mücadelemizle bir onur ayına daha yürüyoruz. Kamusal alanın dışına itilerek kontrol edilebilir bedenlere ve kitlelere dönüşmeyi reddediyoruz! Toplumda marjinalize edilmeyi, yaşamın dışına itilmeyi reddediyoruz.
Göç, yoksulluk, şiddete mahkum edilerek güvencesizleştirilmeye çalışılan hayatlarımıza karşın 1987 yılında İstanbul Gezi Parkı direnişimizden Esat-Eryaman’dan, bütün yasaklara karşın gerçekleştirdiğimiz Onur yürüyüşlerimizden gücümüzü alarak tekrardan haykırıyoruz: Vardık, Varız, Varolacağız! Biz var olduğumuzu haykırırken yoksunuz diyenler, yok etmeye çalışanlar tarihe yenilecekler.
Arya’nın Deniz Soydam’ın özgür bir gelecek hayalini örgütlü mücadelemizle inşaa edeceğiz. Onur ayında Hande Kader’in, Poyraz’ın, Okyanus Efe’nin, Arya’nın isyanını ve öfkesini kuşandık, yarattığınız sistemin ablukasını dağıtacağız” şeklinde açıklamasına mücadele vurgusu yaparak sonlandırdı.



